AnaSayfa ŞiiR Ara Foto GaLeri ŞiiR VideO Radyo ŞiiR Sitene EkLe ŞiiR Gönder VideO GöndeR İLetişim
Sesli şiir,hikaye dinle,duygusal sözler,şiir videolar sitesi
iclal aydın sesli şiirleri dinle bedirhan gökçe sesli şiirleri dinle ikbal gürpınar sesli şiirleri dinle ahmet selçuk ilkan sesli şiirleri dinle kahraman tazeoğlu sesli şiirleri dinle şebnem kısaparmak sesli şiirleri dinle ibrahim sadri sesli şiirleri dinle yusuf hayaloğlu sesli şiirleri dinle uğur arslan sesli şiirleri dinle ünlü şairlerden seçme sesli şiirleri dinle Türkiyenin En Büyük Şiir dinleme Sitesi
Can Dündar-Ödünç Hayatlar-Sesli Dinle

03 Ekim 2009  Editör BigKay@

Bahar bulasti ya hayata, agaca, suya, içimde öyle bir seyahat kimildiyor ki, diren direnebilirsen...
Yüregim bavulunu toplamis çoktan; ruhum sirtlamis çantasini...

Bahar bulasti ya hayata, agaca, suya, içimde öyle bir seyahat kimildiyor ki, diren direnebilirsen...
Yüregim bavulunu toplamis çoktan; ruhum sirtlamis çantasini...
"Uzaklar" çekiyor içimdeki seyyahin tasmasini...
Marianne Faithful sanki sarki degil, derdimin nedenini söylüyor radyoda:
"Saçlarinda ilik rüzgarla/spor bir araba sürerek, Paris'e hiç gitmedigini/ 37 yasinda fark etti".
Buket Uzuner, yasayageldigi hayatin anlamsizligini 37'nci yasgününde idrak eden bir kadinin öyküsünü anlatiyor "Karayel Hüznü"nde... Bikkin kadin, dogum gününün sabahinda, büyük boy bir beyaz kagida kirmizi rujla su notu yazip birakiyor evdekilere:
"Bugün benim dogum günüm/Degisiklik olsun diye bu kez/Size domuz kanindan nefis bir çorba hazirladim/Içine de zehir kattim/Ben Alpler'e gidiyorum/Çünkü 37 yasima girdim ve hâlâ Alp Daglari'na gidemedigimi ayrimsadim/Kalirsam, asla gidemeyecegimi anladim/kalirsam düslerimi, arzularimi hep ertelemek zorunda kalacagimi da.../hosçakalin".

* * *

"Yasamak degil/Beni bu telas öldürecek" dedigi gibi sairin; o telasla, birakin Paris yolunda ilik rüzgârlara taratmayi saçlarimizi, sevdigimizle doyasiya bir sohbet bile edemedik biz...
Gözümüz saatte söylestik hep, kosusur gibi sevistik, yarisir gibi çalistik. Hep yetisilecek bir yerler vardi, aranacak adamlar, yapilacak isler...
Bir sonraki günün telasi, bir öncekinin terine bulasti; baskalarinin hayati, bizimkini asti.
Kör karanlikta çalar saat sesi yerine, kusluk vakti, kizarmis ekmek kokusu veya yavuklu busesi ile uyanma düslerini hababam erteledik.
20'li yaslardayken 30'lara kurduk saatin alarmini, 30'larimizda 40'lara, belki sonra 50'lere...
Lakin öyle yanlis kurgulanmis ki hayat, kuslukta uyanma firsatini sundugunda size, artik uyku girmez oluyor gözlerinize...
Doyasiya söylesmek, telassiz sevismek için bol zamana kavustugunuzda, söylesecek, sevisecek kimsecikler kalmiyor yaninizda...
Özenle yarina sakladiginiz bir sari lira gibi ömrünüz; vakti gelip sandiktan çikardiginizda bir de bakiyorsunuz ki, tedavülden kalkmis...

* * *

Jorge Luis Borges'in derledigi Babil kitapliginda Papini'nin "Ödenmeyen Gün" adli bir öyküsü vardir. Güzel bir prensesin basindan geçenleri anlatir:
22 yasindayken bu prensese bir beyefendi sürpriz bir teklifle gelir. Hasta kizi için gençlik yillari aradigini söyler ve "Bana gençliginizden bir yil ödünç verirseniz, ömrünüz sona ermeden onu gün gün size geri ödeyecegim" der.
Prenses henüz o kadar gençtir ki, cömertçe gözden çikarir bir yili; ödünç verir beyefendiye... 23 yerine 24 yasina basar o yil yasgününde...
Yillar yili hatirlamaz verdigi borcu... Ancak ne zaman ki 40 yasini asar ve o dillere destan güzelligi bozulmaya yüz tutar; arar beyefendiyi ve 365 günlük alacagini tek tek tahsil etmeye baslar. Özellikle balo günleri, bütün çizgileri yok olmus bir yüzle ve körpe bir bedenle girer salonlara... Gece odasina sizmayi basaran asiklari, gece yarisindan sonra yüzünün nasil kiristigini hayretle gözlerler... Her gençlesmenin ardindan uyanis ani daha aci verici olur. Çünkü yasi ilerledikçe, o hali ile 23 yasi arasindaki fark daha da açilir. Fark açildikça "bir gün, bir saat, bir an olsun" gençlik asisini tatmak daha güzel gelir.
Ancak sayili gün çabuk geçer. Kalan günlerini hoyratça harcayan prenses, geri isteyebilecegi sadece bir günü kaldigini fark eder: "Bir günlük isik, sonra sonsuza dek karanlik..."
Atesli bir sevgilinin bütün bedenini oksamasi için o tek günü özenle saklar. Bu son yasam parasini harcamak için çilginca bir istek duysa da kiyamaz bir türlü...
Nihayet evine gelip, öyküsünü dinleyen ve dizlerine kapanarak gençliginin son gününü kendisiyle geçirmesi için yalvaran bir adamin teklifini kabul eder.
"O gün" geldiginde adam, en sik elbisesi ve titreyen yüregiyle açar bahçe kapisini... Kadinin villasina girer, iki kisilik hazirlanmis masada mumlarin yandigini görür. Bir süre bekledikten sonra meraklanip prensesin kapisini tiklatir. Yanit gelmeyince açip girer. Dört bir yana savrulmus görkemli giysilerle dolu odada prenses aynanin karsisinda bir kanepeye uzanmistir. Yüzü bembeyazdir. Gençliginin dönmesini beklerken son nefesini vermistir prenses... Adam bu ani ölümün nedenini yerde buldugu mektupta okur. Satirlar, borçlu beyefendiye aittir:
"Soylu prenses!.. Size borçlu oldugum son gençlik gününü geri veremeyecegim için çok üzgünüm. (..) En derin bagliligimla..."

* * *

Erikler, kirazlar, çileklerle çikageldi mi Haziran, pupa yelken kipirdanir içim...
Saçlarini ilik rüzgarlara salip uzak baskentlere spor arabalar süren coskulu kadinlarin sarkilarini dinlerim Haziran'da... Ardinda veda mesajlari birakarak hep erteledigi düslerinin pesisira yüksek daglara tirmanan öfkeli kadinlarin öykülerini okurum. Ve gelecege ödünç verdigim yasanmamis günlerimin yasini tutarim sessiz sedasiz...
Yasam... O hepimize borçlu olan hergele, öder insallah bir gün hesabini... Yasariz ertelediklerimizi, "gençligimizin son günü" çalinmadan elimizden...

Dinlemek istediğiniz tüm şiirler ,şiir videolar burada...TIKLA

Şiir videonu gönder
6754

Bunu beğendiğiniz mi? Paylaşın! Yorum yapın!

Sitemizdeki içeriklerin Telif Hakları Yazarlarına,şairlerine veya yasal varislerine aittir.Eser sahiplerinin uyarısı halinde içerik sitemizden kaldırılır. MyDesign